Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Seçimin kazananı çok! / 1 Temmuz 2018 Pazar

Seçimin kazananı çok! Eşim pazardan mısır almış, bir güzel kaynatmış. “Yer misin?” dedi, “ucundan azıcık” dedim. Hep yaptığımız gibi, tuz ektim üzerine. Isırdım. Öf. Midem kalktı, çıkardım hemen. Resmen mısır şurubundan yapılmış yoğun bir şeker tadı geldi ağzıma. Ayrıca mısır tanelerini çiğnemeye de gerek yok. Dokunduğunuz anda suyu fışkırıyor ağzınıza. “Mısır şurubu” olmuş, şuruplu mısır. Tatlı için ayılan bayılanlar çok sevebilir. Şuradan buradan dünya kadar para verip, baklava alacaklarına bol bol mısır yesinler ve tez vakitte şeker hastası (ve kim bilir daha kaç türlü hastalıktan muzdarip) olsunlar! * * *                                                   24 Haziran’da kullanılan oyların pek çok anlamında...

MHP vak’ası… / 30 Haziran 2018 Cumartesi

MHP vak’ası… Vak’a deyip, geçmek yetersizdir. Olanı biteni anlamaya ve anlatmaya kifayetsizdir. MHP’nin 24 Haziran’da verdiği görüntü, içerdiği değişkenlerle, akıl ve mantık sınırlarını yerle bir etmesiyle, siyaset bilimi ve sosyoloji ilmini derinden etkilemesiyle; düpedüz “klinik bir vak’a” değeri taşıyor. Bu tanımı, yanlış anlaşılabilir endişesi (belki biraz da Sayın Bahçeli tarafından ‘hain gazeteci’ ilan edilme korkusu) nedeniyle, netleştirmek isterim. TDK’ya göre “klinik vak’a” sözünün bir anlamı da “ Üzerinde durulması, araştırılması gereken konu” demektir. * * * Trene bakar gibi bakıldığında, Kasım 2015 seçimi ile Haziran 2018 seçimi arasında, MHP açısında kayda değer bir fark yok aslında. Oy oranı da, aldığı toplam oy da üç aşağı beş yukarı aynı. O kadar ki, iki büyük şehir olan İstanbul ve Ankara’da oyunu yaklaşık 10’ar bin arttırmış mesela. Hele Osmaniye. Liderinin memleketinde 2015’te 98 bin oy almış, 2018’de 98 bin oy almış MHP. Hey müb...

Muhalefet partilerinin ey sevgili üyeleri… / 29 Haziran 2018 Cuma

Muhalefet partilerinin ey sevgili üyeleri… Mart ayı falandı galiba. Bir haber okudum: “CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, seçim sonuçlarının sağlıklı toplanması için gerekirse yapay zeka kullanacaklarını söyledi. Adıgüzel iddialı konuştu: -           YSK da seçim sonuçlarını CHP'den öğrenecek." İşini iyi bilen birileri Türkiye siyasetinin “kara deliğini” tıkayacak, diye aman ne sevinmiştim. İlerleyen süreçte muhalefet partileri, çeşitli gruplar ve sivil girişimlerin katılımıyla “Adil Seçim Platformu” adında bir yapılanma oluşturuldu. Seçim günü her sandıktan toplanan ıslak imzalı tutanaklar burada birleştirilecek ve YSK’dan gelen sonuçlarla karşılaştırılacaktı. Böylece “adaletsiz bir seçim süreci” yaşanacak olsa da, en azından vatandaşın sandığa attığı oy sayısıyla, çıkan rakamların sağlaması; düzgün bir şekilde yapılacaktı. Peki. Yapıldı mı? * * * Me...

Her yer İzmir olsaydı... / 28 Haziran 2018 Perşembe

Her yer İzmir olsaydı! Muharrem İnce İzmir’in 17 ilçesinde yüzde 50’nin üzerinde oy almış, 5 ilçesinde de yüzde 49. Recep Tayyip Erdoğan sadece Kiraz’da yüzde 49.9’a kadar çıkmış, 50 olamamış! Yani sadece İzmir’in toplamında değil, 30 ilçesinin tamamında da yüzde 50 sınırının altında kalmış. Eğer hep söylendiği ve istendiği gibi “her yer İzmir olsaydı” Erdoğan tekrar başkan olamayacak, o koltuğa Muharrem İnce oturacaktı. * * * Türkiye her bir yanı birbirinden çok farklı. Mesela Recep Tayyip Erdoğan, Sincik Belediye Başkanı’nı arayıp, kendisine yüzde 94.5 oranında oy verdikleri için teşekkür etmiş. Sincik, Adıyaman’ın bir ilçesi. Orada yaşadığınızı düşünün. Sokakta karşılaştığınız her 100 kişiden eğer şanslıysanız 94’ü (şanssızsanız 95’i), Erdoğan’a medyun ve şükran hissiyle dolu! Of. Sevginin bu kadarı, boğar insanı! * * * Pazar günü iki parti, halkı çok şaşırttı. Biri MHP, öteki İyi Parti. MHP’yi henüz çözemedim! “Boş laf” dışında bir...

“Hem ders, hem dert” olsun bizi yönetenlere! / 24 Haziran 2018 Pazar yazısı

“Hem ders, hem dert  olsun bizi yönetenlere! Sadece kitabı değil, gözlerimi de kapadım. Kafam karıştı. Ruhum daraldı. Şu üç cümle, çıkmadı aklımdan: “Kimi yargılayacaklarını, nasıl yargılayacaklarını bilmiyorlar; neyin iyi, neyin kötü olduğunda anlaşamıyorlardı. Kim suçlanacak, kim aklanacak, kimsenin bildiği yoktu. İnsanlar anlamsız bir hınç ve öfkeyle birbirini öldürüyorlardı.” * * * Of be Dostoyevski. Ürküttün beni. Sadece beni mi? Suç ve Ceza romanı, insanları derinden etkiliyor 1866 yılından beri. BBC Kültür Servisi’nin derlediği “ Dünyayı Biçimlendiren 100 Hikaye ” listesinde, bu roman 23’üncü sırada yer alıyor. Dünyanın farklı yerlerinden, farklı uluslarından; yüzyıllar öncesinden başlayıp, bugünlere kadar gelen edebi eserler listede yer bulmuş kendine. (Haberin ve listenin tamamı için https://feyzih.blogspot.com adresine                    bakab...

Canım sıkılıyor canım… / 27 Haziran 2018 Çarşamba

Canım sıkılıyor canım… Ertuğrul Günay şöyle yazmış: “Nesnel değerlendirme için 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarına da bakmak gerekir. 2014: Erdoğan 51.7 İhsanoğlu 38.4 Demirtaş 9.7 2018: Erdoğan 52.6 İnce 30.6 Akşener 7.3 Demirtaş 8.4 İnce, Akşener, Karamollaoğlu toplamı 38.5 2014 İhsanoğlu’nun oyuna eşit.” * * * Sayılar doğru. Dört işlem hatasız. Hesap tamam. Fakat doğru olmayan bir şeyler var yine de. * * * Asırlar geçmedi aradan. Hatırlayın 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimini. Adını bile düzgün yazamadığımız, ismini hakkıyla telaffuz edemediğimiz bir aday dayatılmıştı halkın önüne. Silikti soluktu. Tanıyanı bileni yoktu. Yılgınlık, bezginlik, karamsarlık tavan yapmıştı halkta. Erdoğan’a rakip olarak çıkarılan ve bugün ise ona destek verenlerin arasında saf tutan kişi, 132 santimlik 4K televizyonun karşına konan, siyah beyaz 51 ekran televizyon gibiydi adeta! Ne oldu? Malum aday, ayaklarını sürüyerek s...

“Kübik bor nitrür yumruk” devrindeyiz! / 26 Haziran 2018 Salı

“Kübik bor nitrür yumruk” devrindeyiz! Seçimden önce bir yığın şey yazdım bu köşede ve sosyal medyada. En doğrusu şuymuş galiba: “Onca azaba, sıkıntıya, eziyete karşın; anketlerin şampiyonu hâlâ ve hâlâ Erdoğan ile AKP. Oy oranları hiç değişmiyor nedense. Hep yüzde 45-50’lerde. Deve, dikeni bu kadar çok mu sever? Hayret!” * * * Ya da denebilir ki: “Bazıları sıcak sever” gibi bir durumdur yaşanan. Tamam. Sevin kardeşim. Sonunda siz de yanacaksınız ama ne yapayım, seçim sizin, daha çok sevin! * * * Ve hüsranla şunu da gördük. “Dip dalga” falan hikaye… Yokmuş! Umut, güven filan palavra… Boşmuş! Ve de ibretle gördük. Umut bağlananlar arasında “gemisini kurtaran” yoktu ama “paçasını kurtaran” çoktu! * * * Şuna buna boşuna fatura çıkarıyoruz belki de. Suçsa suç. Kabahatsa kabahat. Enayilik ise enayilik. Hepsi bizim! Zira en önemli gerçeği, “birinci kuvvetin, ikinci kuvvetin, üçüncü kuvvetin ve dördüncü kuvvetin” tek kiş...