Ana içeriğe atla

Canım sıkılıyor canım… / 27 Haziran 2018 Çarşamba



Canım sıkılıyor canım…


Ertuğrul Günay şöyle yazmış:
“Nesnel değerlendirme için 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarına da bakmak gerekir.
2014:
Erdoğan 51.7
İhsanoğlu 38.4
Demirtaş 9.7
2018:
Erdoğan 52.6
İnce 30.6
Akşener 7.3
Demirtaş 8.4
İnce, Akşener, Karamollaoğlu toplamı 38.5
2014 İhsanoğlu’nun oyuna eşit.”

* * *

Sayılar doğru.
Dört işlem hatasız.
Hesap tamam.
Fakat doğru olmayan bir şeyler var yine de.

* * *

Asırlar geçmedi aradan.
Hatırlayın 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimini.
Adını bile düzgün yazamadığımız, ismini hakkıyla telaffuz edemediğimiz bir aday dayatılmıştı halkın önüne.
Silikti soluktu.
Tanıyanı bileni yoktu.
Yılgınlık, bezginlik, karamsarlık tavan yapmıştı halkta.
Erdoğan’a rakip olarak çıkarılan ve bugün ise ona destek verenlerin arasında saf tutan kişi, 132 santimlik 4K televizyonun karşına konan, siyah beyaz 51 ekran televizyon gibiydi adeta!
Ne oldu?
Malum aday, ayaklarını sürüyerek sandığa gidenlerin yüzde 38.4 oyunu aldı sonuçta.

* * *

Ve şimdi, 24 Haziran 2018 seçimi.
Hemen öncesinde yaşananlar, film şeridi misali geçiyor gözümüzün önünden.
Meral Akşener’in her gittiği yerdeki coşkulu kalabalıklar.
Gençler, kadınlar… Yüzü gülen insanlar.
Ya Muharrem İnce’nin mitingleri, tarihe miras kaldı bugünden.
Mesele İzmir’de 1.5 ya da İstanbul’da 5 milyon insanın toplanması değildi sadece.
Yüreklerde yeşeren umutlardı, tekrar hatırlanan heyecanlardı.
Paylaşılan sevinçler, mutlulukla ışıldayan gözlerdi.
Bütün bunlar bir araya geldi ve sonuçta 2014 seçimindeki sayılarla eşitlendi ha?!?!

* * *

Öteki verilerin tümünü yatırıyorum masaya.
Baskı, korku, kuşatma, medya vs.
2014 ile 2018 arasında pek fark yok.
Öyleyse nereye gitti o büyük coşku?
Umutla haykıran milyonların sesini kim, nasıl yuttu?
Aklımda çok soru var.
Hangisinin peşine düşsem, hepsinin ucu bir komplo teorisine dayanıyor ki; onlarla da işim yok!

* * *

Bütün duyularımla hissediyorum oysa.
Bir yerlerde vahim bir yanlış var.
Fakat o yanlış ne ve nerede, bilemiyorum.
Onun için de fena halde canım sıkılıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! / 11 Temmuz 2018 Çarşamba

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! Her yer, her haber, her manşet “İşte Erdoğan Kabinesi” başlığı ile dolu. Bence iyi oldu. “Kabine” kelimesinin ilk harfini “c” yapın, sonuna da “t” koyun; al sana, Cabinet. Mesela… Trump’s Cabinet. Artık Amerikalısı da, Cibutilisi de gördü mü “kabine” lafını; ne olduğunu bilecek. Herkes ne olup, bittiğini anlamazsa “dünya lideri” olunmaz zaten. Hemen faydasını gördük nitekim. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Venezuela'nın dostu ve çok kutuplu yeni dünyanın lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yemin törenine katılmak üzere Türkiye'ye gidiyorum” diye durumu ilan etti. Yemin törenine gelenler, yeni dünyanın hayli sivri kutuplarını temsil ediyorsa da, olsun! Hiç yoktan iyidir. * * * Erdoğan’s Cabinet’in bazı isimleri gerçekten ilginç. Mesela Turizm Bakanı, büyük bir turizm şirketi sahibi. Mesela Sağlık Bakanı, büyük bir hastane sahibi. Mesela Eğitim Bakanı, büyük bir okul sahibi. Hani neredeyse Ka...