“Hem
ders, hem dert olsun
bizi yönetenlere!
Sadece
kitabı değil, gözlerimi de kapadım.
Kafam
karıştı.
Ruhum
daraldı.
Şu üç
cümle, çıkmadı aklımdan:
“Kimi yargılayacaklarını, nasıl
yargılayacaklarını bilmiyorlar; neyin iyi, neyin kötü olduğunda anlaşamıyorlardı.
Kim suçlanacak, kim aklanacak, kimsenin bildiği yoktu. İnsanlar anlamsız bir
hınç ve öfkeyle birbirini öldürüyorlardı.”
* * *
Of be Dostoyevski.
Ürküttün beni.
Sadece beni mi?
Suç ve Ceza romanı, insanları derinden
etkiliyor 1866 yılından beri.
BBC
Kültür Servisi’nin derlediği “Dünyayı Biçimlendiren 100 Hikaye” listesinde, bu roman 23’üncü sırada yer alıyor.
Dünyanın farklı yerlerinden, farklı
uluslarından; yüzyıllar öncesinden başlayıp, bugünlere kadar gelen edebi
eserler listede yer bulmuş kendine.
(Haberin ve listenin tamamı için https://feyzih.blogspot.com adresine
bakabilirsiniz.)
* * *
“Bizden” birini göremedim maalesef.
14’üncü sırada yazarı ve zamanı bilinmeyen
“Gılgamış Destanı” var ama ona da “bizden” denir mi, sanmam.
Fakat yaşadığımız topraklardan çıkan, hem de
İzmirli olan bir dev bilge yazar var ki, iki eseri ile damgasını vurmuş
listeye.
O kişi Homeros.
Odysseia 1’inci sırada.
İlyada ise 10’uncu sırada.
* * *
Türkiye
ve hele İzmir böylesine ihtişamlı bir şanın, şöhretin, zenginliğin sahibi
aslında.
Ama
sorarsanız:
“Türkiye
ve İzmir bunun ne kadar farkında?”
Yanarım.
Yıkılırım.
Kahrolurum
işte o zaman.
* * *
Yıllar
boyu yazdım, söyledim; “Homeros yeniden hayat bulmalı bu topraklarda. Dolaşmalı
İzmir’in sokaklarında. Yerkürenin her yerinden kendisini ziyarete gelen
insanları selamlamalı coşkuyla” dedim.
Demesine
dedim de, boşuna.
İki
parka adını vermekle, bir taş tableti Meles’e dikmekle bu iş olmaz.
Olmadı
da.
Olamaz
da!
* * *
Hayal
edeceksin arkadaş.
Büyük
düşünecek ve yaratıcı olacaksın.
Kararlı
ve cesur olacaksın.
Oscar
kazanan filmlere eş değer senaryolar yazdıracaksın.
İzmir’in
dört bir köşesini plato yapacaksın.

Yorumlar
Yorum Gönder