Paydos vaktidir CHP’deki olağanüstü kurultay gürültüsü, ister istemez kulağımı tırmalıyor. Ne boş iş! Ortalıkta ilke yok, hedef yok. Plan yok, program yok. En önemlisi, ciddiyet yok. Kemal Kılıçdaroğlu gitse ne olacak? Muharrem İnce gelse ne olacak? Gerçek manada sosyal demokrat bir parti yaratamadıktan sonra, topluma umut ve güven veren bir yapılanma sağlanamadıktan sonra; birbirine benzeyenler arasında değişiklik yapmak neye yarayacak? * * * Olmadı. Olmuyor. Olmayacak. Sağa sola yalpalayan bir CHP, tıpkı bugüne kadar olduğu gibi, ancak ve ancak Ak Parti iktidarının teminatı olacak! * * * Diğer yanda, al “en eski parti” CHP’yi, vur “en yeni parti” İyi Parti’ye. Yola çıkarken verilen sözlere, geleceğe yönelik hayallere ne oldu Meral hanım? Ne yapmayı düşünüyorsunuz şimdi? İyi Parti’yi “MHP’nin yedeği olma” görüntüsünden ya da gerçeğinden nasıl kurtaracaksınız? * * * Of. Vatan için düşünmekten, millet için üzülmekten; düşü...
En mühimi, İdari İşler Başkanı Ak Parti cenahında müthiş bir kutlama furyası, şaşılası bir ziyaret trafiği yaşanıyor. Mesela yüksek yargı üyeleri kuyruk haline bir kapıda toplaşırken, eski yeni milletvekilleri bağırlarından çıkıp rektör yapılan kişiyi tekrar bağırlarına basmak için onun kapısında bekliyor! Sanırsınız, Ak Parti ilk kez iktidar oldu. Bir bakıma öyle oldu aslında. Yeni dönem bu. Eskiden kolayına gelinemeyen makamlara ulaşmak için bile artık aranan “tek kriter” var. Uydun mu ona, anında oturuyorsun koltuğa! Ve sosyal medya yıkılıyor. Şükran ve minnet hisleriyle dolu on binlerce mesaj, hep aynı kişiye gönderiliyor! * * * Bu arada Nihat Zeybekçi’nin mesajı dikkatimi çekti. “Sevdalıyız biz bu şehre... Memleketimize... Denizlimize ... HOŞBULDUK Denizlim . Gerçek makamlar, sizin gönüllerinizin makamlarıdır. Rabbim sizlerden razı olsun” falan diye yazmış. Milletvekili yapılmadı. Bakan olamadı ya… Biraz duygusal, hatta biraz da buruk san...