Paydos vaktidir
CHP’deki olağanüstü kurultay
gürültüsü, ister istemez kulağımı tırmalıyor.
Ne boş iş!
Ortalıkta ilke yok, hedef
yok.
Plan yok, program yok.
En önemlisi, ciddiyet yok.
Kemal Kılıçdaroğlu gitse ne
olacak?
Muharrem İnce gelse ne
olacak?
Gerçek manada sosyal
demokrat bir parti yaratamadıktan sonra, topluma umut ve güven veren bir
yapılanma sağlanamadıktan sonra; birbirine benzeyenler arasında değişiklik
yapmak neye yarayacak?
* * *
Olmadı.
Olmuyor.
Olmayacak.
Sağa sola yalpalayan bir CHP,
tıpkı bugüne kadar olduğu gibi, ancak ve ancak Ak Parti iktidarının teminatı
olacak!
* * *
Diğer yanda, al “en eski
parti” CHP’yi, vur “en yeni parti” İyi Parti’ye.
Yola çıkarken verilen
sözlere, geleceğe yönelik hayallere ne oldu Meral hanım?
Ne yapmayı düşünüyorsunuz
şimdi?
İyi Parti’yi “MHP’nin yedeği
olma” görüntüsünden ya da gerçeğinden nasıl kurtaracaksınız?
* * *
Of.
Vatan
için düşünmekten, millet için üzülmekten; düşünüp üzüldükçe ve hele elden bir
şey gelmedikçe öfkelenmekten yoruldum.
Yereldeki
ve geneldeki muktedirlere karşı kendimce sürdürdüğüm mücadelenin boşa kürek
çekmekten öte bir anlam taşımadığını biliyordum bilmesine de; bunu kabullenmeyi
içime sindiremiyordum.
7
Haziran ve 1Kasım 2015, 16 Nisan 2017 ve nihayet 24 Haziran 2018 günlerinin
gecelerindeki “kabullenişler” bir tokat gibi patlayınca yüzümüzde; ne kürek
çekecek su kaldı, ne de o küreği çekecek takat.
* * *
“Lanet olsun” demek geliyor
içimden.
“Ne olacak bu memleketin
hali?” diye soranlara, “kimin ne hali varsa görsün” demek geçiyor içimden.
Yereli ile geneli ile
iktidarı ile muhalefeti ile “siyasi sıfat” taşıyanların cümlesinden sıtkım
sıyrıldı.
Sürekli umut veren ve her
seferinde bizi hayal kırıklığının dibine vurduran kifayetsizlerden bıktım,
usandım.
* * *
Ve galiba, epeydir kendime
sorduğum soruya cevap vermenin zamanı geldi.
İtiraf
etmeliyim ki, şu son yıllar en zor ve sıkıntılı dönemi oldu hayatımın.
Sadece
bana acı ve çile çektirseler, inanın, daha beterine de razıyım ve hazırım.
Öyle
olmuyor işte, başta ailem, eşim dostum, yakınlarım da zarar görüyor.
Neticede o soru şu:
Zaten bir işe yaramayan
kalemimi kırmalı mıyım?
* * *
Evet.
Deniz
bitti.
Söz
bitti.
Velhasıl…
Harç
bitti.
Yapı
paydos!

Yorumlar
Yorum Gönder