Ana içeriğe atla

Paydos vaktidir / 20 Temmuz 2018 Cuma

Paydos vaktidir





CHP’deki olağanüstü kurultay gürültüsü, ister istemez kulağımı tırmalıyor.
Ne boş iş!
Ortalıkta ilke yok, hedef yok.
Plan yok, program yok.
En önemlisi, ciddiyet yok.
Kemal Kılıçdaroğlu gitse ne olacak?
Muharrem İnce gelse ne olacak?
Gerçek manada sosyal demokrat bir parti yaratamadıktan sonra, topluma umut ve güven veren bir yapılanma sağlanamadıktan sonra; birbirine benzeyenler arasında değişiklik yapmak neye yarayacak?

* * *

Olmadı.
Olmuyor.
Olmayacak.
Sağa sola yalpalayan bir CHP, tıpkı bugüne kadar olduğu gibi, ancak ve ancak Ak Parti iktidarının teminatı olacak!

* * *

Diğer yanda, al “en eski parti” CHP’yi, vur “en yeni parti” İyi Parti’ye.
Yola çıkarken verilen sözlere, geleceğe yönelik hayallere ne oldu Meral hanım?
Ne yapmayı düşünüyorsunuz şimdi?
İyi Parti’yi “MHP’nin yedeği olma” görüntüsünden ya da gerçeğinden nasıl kurtaracaksınız?

* * *

Of.
Vatan için düşünmekten, millet için üzülmekten; düşünüp üzüldükçe ve hele elden bir şey gelmedikçe öfkelenmekten yoruldum.
Yereldeki ve geneldeki muktedirlere karşı kendimce sürdürdüğüm mücadelenin boşa kürek çekmekten öte bir anlam taşımadığını biliyordum bilmesine de; bunu kabullenmeyi içime sindiremiyordum.
7 Haziran ve 1Kasım 2015, 16 Nisan 2017 ve nihayet 24 Haziran 2018 günlerinin gecelerindeki “kabullenişler” bir tokat gibi patlayınca yüzümüzde; ne kürek çekecek su kaldı, ne de o küreği çekecek takat.

            * * *

“Lanet olsun” demek geliyor içimden.
“Ne olacak bu memleketin hali?” diye soranlara, “kimin ne hali varsa görsün” demek geçiyor içimden.
Yereli ile geneli ile iktidarı ile muhalefeti ile “siyasi sıfat” taşıyanların cümlesinden sıtkım sıyrıldı.
Sürekli umut veren ve her seferinde bizi hayal kırıklığının dibine vurduran kifayetsizlerden bıktım, usandım.


* * *

Ve galiba, epeydir kendime sorduğum soruya cevap vermenin zamanı geldi.
İtiraf etmeliyim ki, şu son yıllar en zor ve sıkıntılı dönemi oldu hayatımın.
Sadece bana acı ve çile çektirseler, inanın, daha beterine de razıyım ve hazırım.
Öyle olmuyor işte, başta ailem, eşim dostum, yakınlarım da zarar görüyor.
Neticede o soru şu:
Zaten bir işe yaramayan kalemimi kırmalı mıyım?

* * *

Evet.
Deniz bitti.
Söz bitti.
Velhasıl…
Harç bitti.
Yapı paydos!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! / 11 Temmuz 2018 Çarşamba

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! Her yer, her haber, her manşet “İşte Erdoğan Kabinesi” başlığı ile dolu. Bence iyi oldu. “Kabine” kelimesinin ilk harfini “c” yapın, sonuna da “t” koyun; al sana, Cabinet. Mesela… Trump’s Cabinet. Artık Amerikalısı da, Cibutilisi de gördü mü “kabine” lafını; ne olduğunu bilecek. Herkes ne olup, bittiğini anlamazsa “dünya lideri” olunmaz zaten. Hemen faydasını gördük nitekim. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Venezuela'nın dostu ve çok kutuplu yeni dünyanın lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yemin törenine katılmak üzere Türkiye'ye gidiyorum” diye durumu ilan etti. Yemin törenine gelenler, yeni dünyanın hayli sivri kutuplarını temsil ediyorsa da, olsun! Hiç yoktan iyidir. * * * Erdoğan’s Cabinet’in bazı isimleri gerçekten ilginç. Mesela Turizm Bakanı, büyük bir turizm şirketi sahibi. Mesela Sağlık Bakanı, büyük bir hastane sahibi. Mesela Eğitim Bakanı, büyük bir okul sahibi. Hani neredeyse Ka...