Ana içeriğe atla

Binali Yıldırım “durun” der mi? / 15 Temmuz 2018 Pazar



Binali Yıldırım “durun” der mi?


Kaç yıl oldu, saymadım.
Kaç defa yazdım, sayamadım.
Torbalı-Selçuk arasında devasa bir alanda, sinema endüstrisinin önemli merkezlerinden birinin yaratılmasını hayal ettim hep.
Yerelde ve genelde, siyasetin ileri-geri gelenlerinden kime denk geldiysem, bunun Türkiye için taşıdığı önemi anlatmaya çalıştım.
“Bakın” dedim:
“Sinema dünyaya yön veriyor.”
“Hesaplayın” dedim:
“Filmcilik sektöründe dünyanın parası dönüyor.”
“Ayrıca” dedim:
“Burası turizm için de bir cazibe nedeni olacak. Kurulacak stüdyo ve platoları görmeye akın akın insan gelecek.”
“Haritayı alın” dedim:
“Şurası İzmir’in merkezi. Şurası Adnan Menderes Havalimanı. Şurası Torbalı. Şurası Selçuk. Şurası Efes. Şurası Meryem Ana Evi. Şurası Kuşadası. Şurası Didim. Şurası Bodrum. Çeşme, Foça, Bergama derseniz; oraları da çok yakın.”
“Hatta” dedim:
“Adı Efes Sinema Bölgesi olsun buranın. Dünyada Efes’i bilmeyen yoktur. Serbest Bölge mantığı ile kurulup, işletilsin ki; yatırımcıları cezbetsin.”
Daha bir yığın şey dedim, demesine de…
Ihh.

* * *

Ve geçen gün haberi okuyunca,  buz kestim.
“Üçüncü Havalimanı ile Şile arasında kalan 3 köy Türkiye’nin Hollywood’u olmaya aday. Karadeniz kıyısında yer alan Ağaçlı, Çiftalan ve Odayeri köyleri film platosu olacak. Köy sınırları içinde film platosu yapılmasını kolaylaştırmak için gerekli imar planı değişikliği İstanbul Büyükşehir Belediye(İBB) Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edildi.”
Vay be.
A
Allah kahretsin.
Yine yedik mi tokadın en okkalısını, kazığın en kocamanını?

* * *

Kendime kızdım.
Daha fazla bağırmalıydım.
Daha çok yazmalıydım.
Sonra düşündüm…
Hırsızın hiç mi kabahati yok?
Hele bu projeyi çoktan hayata geçirme gücüne sahip olan ama ya akılları ermediğinden ya da iş büyük geldiğinden yürekleri yetmeyenler… O koltukları boşu boşuna işgal edenler…
Sizin suçunuz, aslında hırsızdan büyük!

* * *

İstanbul’un sağını solunu iyi bilenler, belirlenen yerin Kuzey Ormanları sınırlarında olduğunu tahmin edeceklerdir.
Yani ve yine ormanlara göz dikilmiş İstanbul’da.    
Dolayısıyla öfke var, tepki var.
Oysa benim işaret ettiğim güzergâhta böyle bir sakınca da yok.
Fakat sanmam ki, mesela İzmir Milletvekili ve TBMM Başkanı Binali Yıldırım (bu arada kendisini kutlarım) duruma müdahil olsun ve “Durun canım, bunu da İzmir’e verelim” desin.
Yoksa der mi?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! / 11 Temmuz 2018 Çarşamba

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! Her yer, her haber, her manşet “İşte Erdoğan Kabinesi” başlığı ile dolu. Bence iyi oldu. “Kabine” kelimesinin ilk harfini “c” yapın, sonuna da “t” koyun; al sana, Cabinet. Mesela… Trump’s Cabinet. Artık Amerikalısı da, Cibutilisi de gördü mü “kabine” lafını; ne olduğunu bilecek. Herkes ne olup, bittiğini anlamazsa “dünya lideri” olunmaz zaten. Hemen faydasını gördük nitekim. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Venezuela'nın dostu ve çok kutuplu yeni dünyanın lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yemin törenine katılmak üzere Türkiye'ye gidiyorum” diye durumu ilan etti. Yemin törenine gelenler, yeni dünyanın hayli sivri kutuplarını temsil ediyorsa da, olsun! Hiç yoktan iyidir. * * * Erdoğan’s Cabinet’in bazı isimleri gerçekten ilginç. Mesela Turizm Bakanı, büyük bir turizm şirketi sahibi. Mesela Sağlık Bakanı, büyük bir hastane sahibi. Mesela Eğitim Bakanı, büyük bir okul sahibi. Hani neredeyse Ka...