Ana içeriğe atla

Facianın ardındakiler facia kadar beter! / 10 Temmuz 2018 Salı



Facianın ardındakiler facia kadar beter!


Resmi ağızları, mesela Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan’ın dediğini ciddiye alacak olursak; Çorlu’da 24 insanımızın canını alan facianın nedeni “aşırı yağışlar nedeniyle menfez ile ray arasındaki toprağın boşalmasından” ibaret!
Yani…
Yağmur yağdı, böyle oldu!
Yani…
Başkaca sorumlu aramaya gerek yok, Allah’ın işi bu!
Ve Türkiye’de yaşayan insanların yarıdan fazlası, sadece resmi ağızlara bakarak yatıp, kalktığı için; eminim o çoğunluk, huzur içinde ve mışıl mışıl uyumaya devam edecektir.

* * *

Oysa resmi ağızlara acı biber sürercesine yapılan açıklama da çok.
Mesela Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Hasan Bektaş, tren yollarının rutin kontrolünü yapan yol bekçisi kadrosunun beş yıl önce kaldırıldığını hatırlatıyor, “Yol bekçileri olsaydı böyle bir kaza olmazdı” diyor.
Mesela mimar ve mühendislerden oluşan Politeknik adlı grup, ısrarla iddia ediyor:
“Tren ray hattı; raylar, rayları taşıyan travers ve bunları taşıyan ve sağlam bir zemin üzerine yerleştirilmiş balastlardan oluşur. Bu bölgede yapılan yeni ray hattının sağlam bir zemin yaratılmadan suya ve basınca dayanıklı yapılmadığı görülmektedir. Eski bir menfez üzerine sonradan yapılmış bir dolgu yerle bir oluyor. Bu bir kaza değil!”

* * *

İddialar araştırılır, suçlular ve sorumlular ağır biçimde ceza alır mı; doğrusu ya hiç umudum yok.
Hatırlayın.
Yine aylardan Temmuz’du.
22 Temmuz 2004 günü Pamucak’ta adına yine “tren kazası” denilen bir facia yaşanmış, 41 insan hayattan kopmuş, koparılmıştı.
Ya sonra ne oldu?
2004 yılındaki facianın davası 2014 yılında sonuçlandı ve 41 insanın hayatına karşılık, birinci makiniste 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve bin 500 lira para cezası; ikinci makiniste ise 1 yıl 15 gün hapis ile 150 lira para cezası verildi.
Of of of.
Ne müthiş, ne caydırıcı cezalar bunlar.
Hele ikinci makiniste verilen 150 liralık ceza, ülkede yanlış iş yapanların korkudan ödünü patlatmıştır!

* * *

Böyle olaylar yaşanınca başka ülkelerde, sorumluluk sahibi olanlar, çoğu kez sorumlu insanlar gibi davranıyor.
Mesela İngiltere’de 2002 yılındaki tren kazasında 7 kişi ölünce, Ulaştırma Bakanı Byers istifa etti.
2006'da Karadağ’da 41 kişi öldüğü tren kazasından sonra da, ulaştırma bakanı istifa etti.
Mısır’da bile 2012 yılındaki tren kazasında 49 öğrencinin hayatını kaybedince, Ulaştırma Bakanı Raşid el Mateeni istifa etti.
Yaşadığımız memlekette ise Pamucak faciasında Ulaştırma Bakanı olan zat ise en uzun süre bu görevi yapan şahıs olarak tarihe geçti.
Yetmedi.
Başbakan oldu.
Yetmedi.
TBMM Başkanı olacak!

* * *

Ve bir de rayları havada kalan o demiryolunu inşa eden (!) Unitek İnşaat adlı şirket var ki, -mesela bu şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kemal Ünlüer’in düne kadar şu meşhur Cengiz İnşaat’ın baş yöneticisi olması- facianın başka açılardan iyice araştırılmasını gerektirmez mi?
Asıl vahimi…
Unitek İnşaat, halen İZBAN’ın “Tepeköy-Selçuk arası 2. Demiryolu hattını” da yapıyor.
Sizi bilmem ama ben Tepeköy’de iner, Selçuk’a otobüsle giderim iş bitince.
Ya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu, o biner de gider mi? Yoksa iş bitmeden inşaata el koyar, Unitek’i iyice silkeler mi?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

İyi Parti’de KİM, kimdir? / 3 Temmuz 2018 Salı

İyi Parti’de KİM, kimdir? İyi Parti’den milletvekili seçilenlerin “siyasi aidiyetleri” anlaşılan başta İyi Partili yöneticiler olmak üzere çok kişide “meraka mucip” olmuş. Bence tereddüde mahal yok. Büyük bölümü eski MHP’li ve/veya ülkücü görüşe sahip. Malum, İyi Parti’den 43 kişi milletvekili seçildi. Aslında 42 kişi demek, daha doğru. Zira Afyon Milletvekili Gültekin Uysal Demokrat Parti Genel Başkanı, yani İyi Parti üyesi değil. Politikayla uzaktan yakından ilgisi olan üç kişi tanıyorum ki, bildiğim kadarıyla onların MHP ile bir bağı, bağlantısı olmadı: Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Isparta Milletvekili Aylin Cesur, İzmir Milletvekili Aytun Çıray. * * * Milletvekili yapılan birkaç akademisyen, emekli diplomat ve işadamının siyasi görüşlerine dair ise bir fikrim yok: Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş, Ankara Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, Bursa Milletvekili Ahmet Kamil Erozan, Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli, İçel Milletvekili Zek...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...