Ana içeriğe atla

Çek bir operasyon… / 12 Temmuz 2018 Perşembe



Çek bir operasyon…


Memlekette olan bitenleri umursamadan, içselleştirmeden, dert etmeden izlerseniz; aslında Türkiye’de yaşamak büyük keyif.
Hemen her gün en iddialı Hollywood filmlerini solda sıfır bırakacak ölçüde aksiyon, heyecan ve gizem dolu hikayeler yaşanıyor çünkü.
Mesela dün başlayan Adnan Oktar’ın derdest edilme gösterisi, nereden baksanız 20 yıl sürecek bir dizi film olur!

* * *

Resmi açıklamadan aynen aktarıyorum:
Adnan Oktar Suç Örgütü'ne yönelik olarak; Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, reşit olmayanla cinsel ilişki, çocuğun kaçırılması veya alıkonulması cinsel taciz, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, siyasi ve askeri casusluk, dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, özel hayatın gizliliğini ihlal, resmi belgede sahtecilik, terörle mücadele kanununa muhalefet, tehdit, cebir, iftira, halkı askerlikten soğutma, hakaret, suç uydurma, yalan tanıklık, nitelikli dolandırıcılık, kaçakçılıkla mücadele kanuna muhalefet, vergi usul kanununa muhalefet, rüşvet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, eziyet, kişisel verilerin kaydedilmesi siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin engellenmesine dair kanuna muhalefet suçlarından…”

* * *

İsnat edilen suçlarda yok, yok!
Ve zaten 20 yıldan fazladır herkesin gözü önünde olan biten şeyler değil mi bunlar?
Gözü yaşlı analar, babalar aynı iddiaları yıllar yıllar boyu haykırmadılar mı ülkeyi yönetenlerin yüzüne karşı?
Onca zaman kim, ne yaptı?
Hiç ve de hiç.
Sadece Oktar’ın televizyonundaki sazlı sözlü alemlere takıldık ulusça.
Gerdan kırmaları, göbek atmaları, göz süzmeleri izledik bazen gülerek, bazen de imrenerek!

* * *

Peki, ne oldu da birden bire “Adnan Oktar Suç Örgütü” oluverdi; kedicikler, köpecikler, farecikler, maymuncuklar?
Onları yem etmenin vakti geldi de, ondan…
Adnan Oktar yakalandığında bağırıyormuş:
“Şaşkınım, seçimlerde Ak Parti’yi ve Erdoğan’ı desteklemiştik.”

* * *

Ben şaşkın falan değilim.
Büyük planda her şeyin yeri, zamanı belli.
Dün başka örgütlerin üyesi olmakla suçlananlar, bugün yüksek görevlere gelebilir.
Bugün Ak Parti’yi ve Erdoğan’ı destekleyenler, yarın hapsi boylayabilir.
Hep böyle oldu.
Hep öyle olacak.
Mesela 301 insanın can verdiği katliamda, Soma’daki maden ocağının patronu için “beraat” kararı verilmişse o gün…
Yine o gün mezuniyet töreninde taşıdıkları pankart yüzünden 4 ODTÜ öğrencisi tutuklanmışsa…
Mesela Cumhurbaşkanlığı, Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi’ne el koymuş, iki tüzel kurumun özel yasalarını lağvetmişse aynı gün…
Ve daha bir yığın can sıkıcı, kafa karıştırıcı olay yaşanmakta ise peş peşe…
Adnan Oktar Suç Örgütü’ne operasyon düzenlemenin tam zamanıdır!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! / 11 Temmuz 2018 Çarşamba

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! Her yer, her haber, her manşet “İşte Erdoğan Kabinesi” başlığı ile dolu. Bence iyi oldu. “Kabine” kelimesinin ilk harfini “c” yapın, sonuna da “t” koyun; al sana, Cabinet. Mesela… Trump’s Cabinet. Artık Amerikalısı da, Cibutilisi de gördü mü “kabine” lafını; ne olduğunu bilecek. Herkes ne olup, bittiğini anlamazsa “dünya lideri” olunmaz zaten. Hemen faydasını gördük nitekim. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Venezuela'nın dostu ve çok kutuplu yeni dünyanın lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yemin törenine katılmak üzere Türkiye'ye gidiyorum” diye durumu ilan etti. Yemin törenine gelenler, yeni dünyanın hayli sivri kutuplarını temsil ediyorsa da, olsun! Hiç yoktan iyidir. * * * Erdoğan’s Cabinet’in bazı isimleri gerçekten ilginç. Mesela Turizm Bakanı, büyük bir turizm şirketi sahibi. Mesela Sağlık Bakanı, büyük bir hastane sahibi. Mesela Eğitim Bakanı, büyük bir okul sahibi. Hani neredeyse Ka...