Adet yerini bulsun: Hayırlı olsun!
Artık
her şey, en sevdiği şarkıdaki gibi oldu.
Mesela,
7402 sayılı Sıtmanın İmhası Hakkında Kanunun 1’inci maddesinin ikinci
fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi yok artık.
2549
sayılı Devlet Mezarlığı Hakkında Kanunun 2’nci
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi de yok!
Bazı
Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması
Hakkında Kanunun 1’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İcra Vekilleri
Heyeti” ibaresi yok.
477
sayılı Memleketlerinde Türk Tebaasından Kavanin
ve Tedabiri İstisnaiyei
Harbiyeyi Refetmiş Olan
Devletlerin Türkiye’deki Tebaasına Mevzu Tedabirin
De Refine Dair Kanunun 1’inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Heyeti Vekile” ibaresi de yok!
* * *
Heyeti
Vekile…
İcra
Vekilleri Heyeti…
Bakanlar
Kurulu…
Başbakan…
Hiçbiri
yok ve artık hepsi bize “cumhurbaşkanını” hatırlatıyor!
* * *
Son
çıkarılan kararnamede 71 madde halinde sıralanan benzer değişiklikler yetmemiş,
bir de cila niyetine 72. Madde konmuş KHK’ya:
“Yürürlükte
bulunan kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile 10/5/2018
tarihli ve 7142 sayılı Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan kanun hükmünde
kararnamelerin yürütme maddelerinde Bakanlar Kurulu ve bakanlara yapılmış olan
atıflar Cumhurbaşkanına yapılmış sayılır.”
Zaten
mesele toptan halledilmiş bu maddeyle, ne gerek vardı ötekilere?
* * *
Asıl
olması gerekenler ise yok.
Mesela
başkanlık sisteminde öykündüğümüz ABD’de olduğu gibi, bakan, yüksek yargı
üyeleri, büyükelçi atamalarında “Senato onayı” şartı; ilerleyen günlerde gelir,
getirilir mi?
Ya
da ABD Anayasası’ndaki 25. Madde (Bakanlar Kurulu, Başkan’ın görev yapamaz hale
geldiğine karar verip, yerine yardımcısını getirir) gibi bir madde…
Hadi
canım, bakın işinize.
Güldürmeyin
beni!
* * *
Gelelim,
vahim yeniliklere!
Mesela:
“Yeni
sistemde Cumhurbaşkanı hem normal, hem de olağanüstü hal dönemlerinde
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisine tek başına sahip.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesini KHK'dan ayıran en önemli özellik ise kanun
hükmünde olmaması. Yani Cumhurbaşkanı meclis onayına sunmaksızın kararname
çıkarabilecek.”
Eskiden, özellikle atamalarda falan ikili ya da üçlü
kararname çıkarılırdı.
Şimdi gerekmiyor.
Ayrıca “gensoru” yok.
“Güvenoyu” yok.
“Sözlü soru” yok.
“Yazılı soruyu” ise tüm karar ve uygulamaların “tek sahibi” cumhurbaşkanına
sormak yasak!
* * *
Mesela cumhurbaşkanı Bütçe’yi getirdi, Meclis kabul etmedi.
Bir daha geldi, tekrar onay vermedi.
ABD’de de olsa, dükkan kapanır!
Oysa bizde, eski Bütçe’nin rakamları güncellenerek, aynen
“yola devam edilmesi” mümkün olacak.
Cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bakanları “Yüce Divan’a
göndermek” için de Meclis’te 400 oya ihtiyaç var.
Resmen ve fiilen “Meclis var ama yok” gibi bir durumla karşı
karşıyayız yani.
Biz “adet yerini bulsun” diye, temennimizi yapalım yine de…
Hayırlı olsun!

Yorumlar
Yorum Gönder