Ana içeriğe atla

“Memlekette ucuzluk var” desem, inanır mısınız bana? / 22 Haziran 2018 Cuma



“Memlekette ucuzluk var”
desem, inanır mısınız bana?


Ekonomik konulardaki “kocaman laflardan” fazla bir şey anlamam.
Ama ve mesela…
Türkiye’nin yurtdışı varlıkları ile yurtdışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu açığı, nisan sonunda 431.3 milyar dolar olarak gerçekleşti” haberini okuduğumda, bilirim ki:
Bu iyi bir şey değil.

* * *

Ya da ve yine mesela…
“Satın alma gücü paritesine göre Türkiye 65 puanla Avrupa Birliği (AB) ortalamasının yüzde 35 altında kalırken, 37 ülke arasında 29’uncu sırada yer aldı” cümlesini okuduğumda, bilirim ki:
Bu da iyi bir şey değil.

* * *

Veya Mahfi Eğilmez’in yazısındaki…
“Amerikalı iktisatçı Arthur Okun tarafından geliştirilmiş bulunan sefalet endeksi; işsizlik oranıyla enflasyon oranının toplanmasından oluşan bir gösterge. Türkiye’de sefalet endeksi son 5,5 yılda artış eğilimi içinde görünüyor. 2013 yılında 18,3 olan endeks bugün itibariyle 31,9’a gelmiş olduğuna göre son 5,5 yılda Türkiye’de sefalet endeksi ikiye katlanmış bulunuyor” bölümünü okuduğumda, yine bilirim ki:
Bu hiç iyi bir şey değil!

* * *

Hepsini bırakın bir kenara, çıkın çarşıya, pazara.
Hatta bilmem kaç bin mağazası olan, devri iktidar tarafından peydahlanıp, palazlandırılan marketleri dolaşın.
Önce fiyat etiketlerine bakın.
Sonra hafızanızı zorlayın.
Mesela 1 litre süt, bir kilo zeytin veya 10 adet yumurta; birkaç ay evvel kaç liraydı, şimdi kaç para?
Hele patates, hele soğan!!!
Desem ki:
“Memlekette ucuzluk var.”
İnanır mısınız bana?

* * *

Fakat bir başkası, “Ay’a dört şeritli yol yapacağım” dese, inanmaya dünden hazır yığınla seçmen yaşıyor bu memlekette.
Onlar, acaba ne kadar?
24 Haziran’da bu soru da cevap bulacak.
Memlekette canıyla, kanıyla, aklıyla, vicdanıyla gerçekten yaşayanlar ile bedeni burada, aklı Ay’da, vicdanı Mars’ta olanlar; oransal olarak ortaya çıkacak!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! / 11 Temmuz 2018 Çarşamba

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! Her yer, her haber, her manşet “İşte Erdoğan Kabinesi” başlığı ile dolu. Bence iyi oldu. “Kabine” kelimesinin ilk harfini “c” yapın, sonuna da “t” koyun; al sana, Cabinet. Mesela… Trump’s Cabinet. Artık Amerikalısı da, Cibutilisi de gördü mü “kabine” lafını; ne olduğunu bilecek. Herkes ne olup, bittiğini anlamazsa “dünya lideri” olunmaz zaten. Hemen faydasını gördük nitekim. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Venezuela'nın dostu ve çok kutuplu yeni dünyanın lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yemin törenine katılmak üzere Türkiye'ye gidiyorum” diye durumu ilan etti. Yemin törenine gelenler, yeni dünyanın hayli sivri kutuplarını temsil ediyorsa da, olsun! Hiç yoktan iyidir. * * * Erdoğan’s Cabinet’in bazı isimleri gerçekten ilginç. Mesela Turizm Bakanı, büyük bir turizm şirketi sahibi. Mesela Sağlık Bakanı, büyük bir hastane sahibi. Mesela Eğitim Bakanı, büyük bir okul sahibi. Hani neredeyse Ka...