“Memlekette
ucuzluk var”
desem,
inanır mısınız bana?
Ekonomik
konulardaki “kocaman laflardan” fazla bir şey anlamam.
Ama ve
mesela…
“Türkiye’nin yurtdışı varlıkları ile yurtdışına olan
yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu
açığı, nisan sonunda 431.3 milyar dolar olarak gerçekleşti” haberini
okuduğumda, bilirim ki:
Bu
iyi bir şey değil.
* * *
Ya da ve yine mesela…
“Satın alma gücü paritesine göre Türkiye 65 puanla Avrupa
Birliği (AB) ortalamasının yüzde 35 altında kalırken, 37 ülke arasında 29’uncu
sırada yer aldı” cümlesini okuduğumda, bilirim ki:
Bu da iyi bir şey değil.
* * *
Veya Mahfi
Eğilmez’in yazısındaki…
“Amerikalı
iktisatçı Arthur Okun tarafından geliştirilmiş bulunan sefalet
endeksi; işsizlik
oranıyla enflasyon oranının toplanmasından oluşan bir gösterge. Türkiye’de
sefalet endeksi son 5,5 yılda artış eğilimi içinde görünüyor. 2013 yılında 18,3
olan endeks bugün itibariyle 31,9’a gelmiş olduğuna göre son 5,5 yılda
Türkiye’de sefalet endeksi ikiye katlanmış bulunuyor” bölümünü okuduğumda, yine
bilirim ki:
Bu hiç
iyi bir şey değil!
* * *
Hepsini
bırakın bir kenara, çıkın çarşıya, pazara.
Hatta
bilmem kaç bin mağazası olan, devri iktidar tarafından peydahlanıp,
palazlandırılan marketleri dolaşın.
Önce
fiyat etiketlerine bakın.
Sonra
hafızanızı zorlayın.
Mesela
1 litre süt, bir kilo zeytin veya 10 adet yumurta; birkaç ay evvel kaç liraydı,
şimdi kaç para?
Hele
patates, hele soğan!!!
Desem
ki:
“Memlekette
ucuzluk var.”
İnanır
mısınız bana?
* * *
Fakat
bir başkası, “Ay’a dört şeritli yol yapacağım” dese, inanmaya dünden hazır
yığınla seçmen yaşıyor bu memlekette.
Onlar,
acaba ne kadar?
24
Haziran’da bu soru da cevap bulacak.
Memlekette
canıyla, kanıyla, aklıyla, vicdanıyla gerçekten yaşayanlar ile bedeni burada,
aklı Ay’da, vicdanı Mars’ta olanlar; oransal olarak ortaya çıkacak!

Yorumlar
Yorum Gönder