Ana içeriğe atla

Helal sana Yezid Zeynüddin bin İsmail / 8 Haziran 2018 Cuma



Helal sana Yezid Zeynüddin bin İsmail


Zinédine Zidane müthiş bir futbolcuydu.
Sonra teknik direktör oldu.
Real Madrid gibi dünyanın en önemli takımının başında başarıdan başarıya koştu.
Böyle birinden ne beklenir?

Ya kalır takımının başında, yeni zaferlere koşar daha büyük bir azimle.

Ya da gider futbolun beşiği İngiltere’ye, Mauricio Pochettino’ya, Jürgen Klopp’a, José Mourinho’ya, Antonio Conte’ye, Pep Guardiola’ya meydan okur; “bu işle öyle yapılmaz, böyle yapılır” diye…

Zidane ne yaptı?

Katar’a gitti.

2022 yılında Dünya Kupası Katar’da düzenlenecek ya, o tarihe kadar Katar Milli Takımı’nı çalıştıracakmış.

 

* * *

 

Katar’ın futbol takımından cacık olmayacağını, dünya alem biliyor.

Mesele, her zaman, her yerde olduğu gibi; güç gösterisi.

Katarlı petrol kralları diyor ki:

“Biz istersek, 15 gün önce Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş takımın hocasını alır, buraya getiririz.”

 

* * *

 

Zidane İspanya’da çok para kazansa da, “çokluk” göreceli bir kavram.
Neye göre çok?
Kime göre çok?
Sıfırın yanında 1 çoktur ama bir milyarın yanında 1 milyon hiçtir!
Zidane da yılda 10-15 milyon Euro kazanırken, bir anda 50 milyon Euro kazanma fırsatı çıkınca karşısına, dayanamadı anlaşılan.

Yallah Katar’a, 4 yıllık anlaşmaya bastı imzayı.

 

* * *

 

Yallah mallah demişken, şunu da hatırlamalı.

Zinédine Zidane, Marsilya’da doğmuş biri ama Cezayirli yani Arap asıllı.

Ve gerçek adı:

Yezid Zeynüddin bin İsmail Zidane.
Kim bilir…
Onu Katar’a sadece para değil, “kan” da çekti belki.

* * *

Yine de diğer tarafta bir yığın ipsiz, sapsız ve çapsız kişinin, emeksiz ve zahmetsiz biçimde kat be kat fazla parayı cebe indirdiğini… Açıkçası doymak bilmez bir iştahla “haram yediğini” düşününce…
Yıllardır verdiği emeğin, kazandığı başarıların şimdi meyvesini yiyen Zinédine Zidane için söylenecek tek şey var:
“Helal olsun.”


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! / 11 Temmuz 2018 Çarşamba

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! Her yer, her haber, her manşet “İşte Erdoğan Kabinesi” başlığı ile dolu. Bence iyi oldu. “Kabine” kelimesinin ilk harfini “c” yapın, sonuna da “t” koyun; al sana, Cabinet. Mesela… Trump’s Cabinet. Artık Amerikalısı da, Cibutilisi de gördü mü “kabine” lafını; ne olduğunu bilecek. Herkes ne olup, bittiğini anlamazsa “dünya lideri” olunmaz zaten. Hemen faydasını gördük nitekim. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Venezuela'nın dostu ve çok kutuplu yeni dünyanın lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yemin törenine katılmak üzere Türkiye'ye gidiyorum” diye durumu ilan etti. Yemin törenine gelenler, yeni dünyanın hayli sivri kutuplarını temsil ediyorsa da, olsun! Hiç yoktan iyidir. * * * Erdoğan’s Cabinet’in bazı isimleri gerçekten ilginç. Mesela Turizm Bakanı, büyük bir turizm şirketi sahibi. Mesela Sağlık Bakanı, büyük bir hastane sahibi. Mesela Eğitim Bakanı, büyük bir okul sahibi. Hani neredeyse Ka...