Ana içeriğe atla

Hak verilmez, yenilir! / 3 Haziran Pazar


Hak verilmez, yenilir!



Aday listeleri kesinleştiğine göre, 2011 Haziran’ındaki genel seçim öncesinde yazdığım satırları tekrarlayabilirim:
“İzmir’den seçilecek 26 milletvekilinin 20’si belli.
Kutlarım sizi.
Çünkü sizler ‘seçilmeden’ milletvekili seçildiniz.”
Bu kez 28 milletvekilinden 22’si, şimdiden sırtüstü yatıp, keyfine bakabilir!
İş mi bu?
Oysa yapılacak işin adına, “Milletvekili Genel Seçimi” deniyor.
Adayları gönlümüzce, fikrimizce tercih edemedikten sonra; seçilenlerin benim, bizim, sizin milletvekiliniz olması mı mümkün mü?

* * *

Olan şu ki:
En tepede oturan “sınırlı sayıda” hüküm verici, hangi akla ve/veya çıkara hizmet ettiği bilinmeyen şekilde, dilediğini yapıyor.
Hal böyle olunca da, “ziyafet sofrasında mı, yoksa çiğ çiğ mi” bilemem ama insanların hakkı yeniyor!

* * *

Bakın mesela…
İzmir 1. Bölge’de hem başarılı bir vekillik dönemi geçiren, hem de İyi Parti’ye demokrasi adına destek vererek “15 iyi insan” arasında yer alan Tacettin Bayır’ın, CHP İzmir 1. Bölge listesinin altıncı sırasına yazılması akla ve hakka sığıyor mu?
Ah CHP ah…
Hele ki elinizde Elfin Tataroğlu ve Banu Özdemir gibi, iki harika kadın olacak ve siz onları değerlendirmeyeceksiniz.
Hayret!

* * *

AKP’de ise hakkı yenenlerin başında, uzun süre partisine İzmir İl Başkanı olarak hizmet eden ama nedense adaylığa uygun görülmeyen Bülent Delican geliyor.
Ve Bilal Doğan…
Yıllardır ne zaman, nereye aday olsa “dur, bekle” dendi ona.
O da durdu, bekledi ve İzmir’de kendisine verilen tüm görevleri hakkıyla yerine getirdi.
Şimdi ise yallah listenin 5. sırasına!
Durumu maalesef, umutsuz vak’a.

* * *

İyi Parti’ye gelince, orada hakkı yenen kimse yok!
Aksine…
Hak edip etmediği fazlasıyla tartışmaya açık olduğu halde listelere giren çok.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! / 11 Temmuz 2018 Çarşamba

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! Her yer, her haber, her manşet “İşte Erdoğan Kabinesi” başlığı ile dolu. Bence iyi oldu. “Kabine” kelimesinin ilk harfini “c” yapın, sonuna da “t” koyun; al sana, Cabinet. Mesela… Trump’s Cabinet. Artık Amerikalısı da, Cibutilisi de gördü mü “kabine” lafını; ne olduğunu bilecek. Herkes ne olup, bittiğini anlamazsa “dünya lideri” olunmaz zaten. Hemen faydasını gördük nitekim. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Venezuela'nın dostu ve çok kutuplu yeni dünyanın lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yemin törenine katılmak üzere Türkiye'ye gidiyorum” diye durumu ilan etti. Yemin törenine gelenler, yeni dünyanın hayli sivri kutuplarını temsil ediyorsa da, olsun! Hiç yoktan iyidir. * * * Erdoğan’s Cabinet’in bazı isimleri gerçekten ilginç. Mesela Turizm Bakanı, büyük bir turizm şirketi sahibi. Mesela Sağlık Bakanı, büyük bir hastane sahibi. Mesela Eğitim Bakanı, büyük bir okul sahibi. Hani neredeyse Ka...