Haber
kutsal, yorum hürdür
Gerçek
gazeteciler, bu sözün ışığı ile aydınlatırlar hayatlarını ve dünyayı.
Vicdanlarına
kazınmıştır , beyinlerine işlenmiştir; haberin kutsal, yorumun hür olduğu.
Aksi kabul
edilemez ve hatta düşünülemez.
Oysa aksi,
“geçer akçe” olmuştur bugün.
Haber
“bayağı, takla attırılan, yalan” ise muteberdir.
Yorum zaten
tutsaktır!
* * *
Birazcık baktığını
gören her göz, okuduğunu azıcık anlayan her kafa; doğal olarak işin farkında.
Olmayanlar
için ise hani şu Urfa’da olmadığı için İbrahim Tatlıses’in gidemediği Oxford
Üniversitesi koşmuş yardımlarına!
- Oxford Üniversitesi’nin
araştırmasında en fazla uydurma habere Türkiye’de rastlandığı ortaya çıktı.
Türkiye’den katılımcıların yüzde 49’u ‘siyasi veya ticari sebeplerle tamamen
uydurma haberlerle karşılaştığını söyledi.
- Araştırma internette
siyasi görüşlerini paylaşmaktan en çok Türkiye’den katılımcıların endişe
ettiğini de ortaya çıkardı. “İnternette siyasi görüşlerimi açık bir şekilde
ifade etme konusunda dikkatli düşünme eğilimindeyim çünkü bu durum yetkililerle
sorun yaşamama sebep olabilir” ifadesine Türkiye’den anketi cevaplandıranların
yüzde 65’i katıldığını belirtti.
- Raporun Türkiye bölümünde
basın özgürlüğünün geçen yıl daha da geriye gittiği vurgulandı. Bunun sebebi
olarak gazetecilere artan baskı, internet yayınlara getirilen RTÜK kontrolü ve
Doğan Holding’e ait medyanın iktidara yakın Demirören Holding’e satılması gösterildi.
- Rapora göre internet,
iktidar karşıtı kişiler için ana haber kaynağı durumunda.
- Haberin tamamı için: https://feyzih.blogspot.com
* * *
Bizi “utandıran” daha pek çok saptama var
Oxford’un araştırma raporunda.
Utanmalıyız gerçekten.
Haberin namusunu iğfal edenlerden
utanmalıyız.
Haberi bir silah olarak kullanan,
gazeteci kılığındaki tetikçilerden utanmalıyız.
“Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması, üstüne
titrenilmesi gereken ve mukaddes” anlamına da gelen “kutsal” kavramının ayaklar
altına alınmasından utanmalıyız.
Yorumu “gerçeği arayarak, sorgulayarak, vicdanına danışarak,
aklın süzgecinden geçirerek” yapmak yerine; biatı esas alan, yağcılığı ve
yaranmayı öne çıkaran, emir komuta zincirine bağlanan kuklalardan utanmalıyız.
* * *
Bizi biz olmaktan çıkaran nedenlerin başında, “utanmak” gibi,
özenle korunması gereken erdemli bir davranışın da; yüzsüz, arsız ve utanmazlar
tarafından yok edilmesi gelmiyor mu zaten?
Durun hele.
Sizin de devriniz bitecek.
Ne güzel yazmış, üstat Burhan Felek:
"Utanmazlık siyasetinin veya utanmaz siyasinin önünde sonunda foyası meydana çıkar."
"Utanmazlık siyasetinin veya utanmaz siyasinin önünde sonunda foyası meydana çıkar."

Yorumlar
Yorum Gönder