Dalga
dalga gelin bana
Kamuoyu
araştırması yapan anketörler, önceki seçimlerde çaldıkları 40-45 kapıdan
18’inde amacına ulaşıyormuş.
Şimdi ise
ister çal, ister oyna.
Kapılar
çat çat yüzlerine kapanıyor ve 18 anket yapabilmek için 120 haneyi dolaşmaları
gerekiyormuş.
Nedeni,
belli.
İnsanlar
korkuyor.
Oy
verecekleri partiyi açıklamanın “başlarına bela” olabileceğinden endişe ediyor.
Bu durumda
en iyisi susmak!
* * *
Ya da
kazadan beladan korunmak için “yanlış bilgi vermek” de bir çare olabilir.
Mesela
CHP’ye mi oy vermeyi düşünüyor o seçmen…
“24
Haziran’da hangi partiye oy vereceksiniz?” sorusuna, kestirmeden “Ak Parti”
deyip, korkulu rüya görmekten kurtulabilir!
Onun için
en gerçeğinden yapılan kamuoyu araştırmalarında bile “gerçeği görmek” şu
dönemde mümkün olmayabilir.
Lafı
dümdüz söylemek gerekirse…
24 Haziran
gecesi, özellikle “AKP oyları” anketlerde göründüğünden ve hele ki
gösterildiğinden (!) çok daha az çıkabilir!
* * *
Araştırma
şirketi sahibi Murat Gezici manzarayı yorumlarken “dip dalga” terimini
kullanıyor.
Denizcilik
jargonunda “depremlerle oluşan dipten deniz yüzüne doğru yayılan dalga” demek,
dip dalga.
Günümüz
Türkiye’sinde ise demokrasinin, ekonominin, diplomasinin bir dizi “yapay
deprem” ile çöktüğü, çökertildiği ve bunun da güçlü bir dip dalga yaratmış olma
ihtimali gözden uzak tutulamaz.
* * *
Bırakın
gelsin o zaman.
Yeter ki
gelen “dip dalga” olsun.
Çünkü
gelen dalga bir umut.
Ve 24
Haziran’da dalga, bütün haşmetiyle dipten yüzeye çıkarsa gerçekten; vereceğim
sazı Orhan Gencebay’ın eline.
Hem
çalsın, hem söylesin “Dalga dalga coştu gönlüm” diye!
Oh be…
Keyfe bak.

Yorumlar
Yorum Gönder