Ana içeriğe atla

Alengirli yazılar / 13 Haziran 2018 Çarşamba




Alengirli yazılar


Utanmadan, arlanmadan yapılan “işler” vardır.
 “Alengirli” işler.
Ne demek mi alengirli?
Ali Lidar’ın “Alengirli Şiir” adlı hoş bir şiiri var, şöyle başlıyor:
“Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil 
Nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan. 
Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü 
Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki”
İşte böyle bir şey, alengirli…
Tuhaf, karışık, içinde 1001 türlü hesap ve dümen olan bir şey.
Sözüm ona “yazar” denilen kimileri de, bayılıyorlar “alengirli yazı” yazmaya.
Maksat, kafalar karışsın, sular bulansın, hizmet edilen amaca ulaşılsın!

* * *

Mesela Abdulkadir Selvi adlı şahıs, 4 Haziran günü yine alengirli bir yazı döşenmiş:
Güvenilir bir kamuoyu araştırma şirketinin aboneleri için yaptığı bir ankete göre Erdoğan ilk turda kazanıyor.”
Araştırma şirketi güvenilir midir, kimdir, nedir meçhul olduğundan bilgim yok, dolayısıyla fikrim de yok.
Fakat bilirim ki sen…
Güvenilmezsin!

* * *

Nitekim, Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici de, gazetesinin “yazarına” cevap veriyor:
“Bırakın araştırma tarihi, görüşülen kişi sayısı gibi bilgileri, araştırma şirketinin adı bile yazılmamıştı. ‘Güvenilir araştırma şirketi’ tanımlaması, söz konusu araştırmayı güvenilir kılmadığı gibi okurun değerlendirmesi için de yeterli veri sunmuyor.”
Amiyane tabirle buna “kapak” derler!
KAPAK.
Ama korkarım…
Abdulkadir dese dese “yarabbi şükür” der.

* * *

Şu da var ki, araştırma şirketinin adı da, araştırma tarihi de, kaç kişiyle görüşüldüğü de, nerelerde yapıldığı da, vs. vs. de yazılsaydı; kaç para eder?!
İtibarları yerle yeksan olmuş çoktan.
Hasbelkader sonucu tutturan olursa, sevinmeye değmez.
Zira araştırma falan yapmadan, ben de oturduğum yerden tutturuyorum bazen!
Yani…
Onların da notu belli:
Sıfırın altında bilmem kaç!




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! / 18 Temmuz 2018 Çarşamba

İZSU “çifte kavrulmuş” sever! Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine bir İZSU faturası. Adres Foça bu kez. Ödenecek tutar ise 75 lira 72 kuruş. Kaç paralık su tüketilmiş de fatura böyle olmuş? Kullanılan suyun bedeli 20,16 TL sadece. Gerisi de şöyle: Atık su bedeli: 16, 48 TL Çevre Temizlik Vergisi: 2,56 TL Katı atık toplama bedeli: 9, 90 TL Katı atık bertaraf bedeli: 2,43 TL Yuvarlama: 0,27 TL KDV %8: 3,92 TL TOPLAM: 75,72 TL * * * Eğer aktardığım tabloya inanmayıp, tekrar toplama yapar ve “Hesap yanlış” derseniz, haklısınız. Hesap yanlış. Tam 20 TL’lik fazlalık var. İşte bu faturanın, adına ister “garabet” , ister “rezalet” deyin; can alıcı tarafı da o 20 TL. Faturada İzmir’in başka bir yerinde eşine rastlanır mı bilmem –ki Foça’nın bir kısmında da rastlanmıyor zaten- akla zarar bir durum var. İZSU/İzmir Büyükşehir Belediyesi vatandaştan hem kullandığa suya yakın tutarda “atık su bedeli” talep ediyor, hem de foseptikleri boşa...

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? / 15 Temmuz 2018 Pazar

Aç mı kalacağız, tok mu olacağız? Kabine üyeleri, sadece yemin etmek için değil, milletvekilleri tarafından “irdelenmek” için de çıkmalıydı Meclis kürsüsüne. Kimsin? Bugüne kadar hangi taşın altına elini soktun? Falancayla ilişkin nedir? Kardeşin neden tutuklu? Servetinin kaynağı nereden geliyor? Hangi okullara gittin? Vs. Vs. Ondan sonra da Meclis, o kabine üyesi hakkında oylama yapmalıydı. Tamam canım. Günün koşullarında “onaylanmama” ihtimalleri yok. En azından vatandaşların “ülke gerçeklerine meraklı olan” kısmı, biraz daha yakından tanırdı onları. * * * Oysa şimdi maharetleri hakkında bilgiyi, birer ikişer cümleyle kendilerini seçen kişi veriyor. Mesela “Berat Albayrak’ı neden Ekonomi ve Hazine Bakanı yaptığını” açıklarken, “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyor. Yani “damat” olmasının, “bakan” olmasıyla hiç ilgisi yok!...

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! / 11 Temmuz 2018 Çarşamba

Erdoğan’s Cabinet ve Ahmet Hakan istifa! Her yer, her haber, her manşet “İşte Erdoğan Kabinesi” başlığı ile dolu. Bence iyi oldu. “Kabine” kelimesinin ilk harfini “c” yapın, sonuna da “t” koyun; al sana, Cabinet. Mesela… Trump’s Cabinet. Artık Amerikalısı da, Cibutilisi de gördü mü “kabine” lafını; ne olduğunu bilecek. Herkes ne olup, bittiğini anlamazsa “dünya lideri” olunmaz zaten. Hemen faydasını gördük nitekim. Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Venezuela'nın dostu ve çok kutuplu yeni dünyanın lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yemin törenine katılmak üzere Türkiye'ye gidiyorum” diye durumu ilan etti. Yemin törenine gelenler, yeni dünyanın hayli sivri kutuplarını temsil ediyorsa da, olsun! Hiç yoktan iyidir. * * * Erdoğan’s Cabinet’in bazı isimleri gerçekten ilginç. Mesela Turizm Bakanı, büyük bir turizm şirketi sahibi. Mesela Sağlık Bakanı, büyük bir hastane sahibi. Mesela Eğitim Bakanı, büyük bir okul sahibi. Hani neredeyse Ka...